Kuran Meali -1-

Kuran Meali -2-

27 Ocak 2008 Pazar

ALAK SURESİ

1- Yaratan Rabbin adıyla oku.

2- O, insanı bir alak'tan yarattı.

3- Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir;

4- Ki O, kalemle (yazmayı) öğretendir.

5- İnsana bilmediğini öğretti.

6- Hayır; gerçekten insan, azar.

7- Kendini müstağni gördüğünden.

8- Şüphesiz, dönüş yalnızca Rabbinedir.

9- Engellemekte olanı gördün mü?

10- Namaz kıldığı zaman bir kulu.

11- Gördün mü? Ya o (kul) doğru yol üzerinde ise,

12- Ya da takvayı emrettiyse.

13- Gördün mü? Ya (bu engellemek isteyen) yalanlıyor ve yüz çeviriyor ise.

14- O, Allah'ın gördüğünü bilmiyor mu?

15- Hayır; eğer o, (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursa, andolsun, onu perçeminden tutup sürükleyeceğiz;

16- O yalancı, günahkar olan alnından.

17- O zaman da meclisini (yakın çevresini ve yandaşlarını) çağırsın.

18- Biz de zebanileri çağıracağız.

19- Hayır; ona boyun eğme (Rabbine) Secde et ve yakınlaş.

25 Ocak 2008 Cuma

KIYAMET SURESİ

1- Hayır, kalkış (kıyamet) gününe and ederim.

2- Ve yine hayır; kendini kınayıp duran nefse de and ederim.

3- İnsan, onun kemiklerini Bizim kesin olarak biraraya getirmeyeceğimizi mi sanıyor?

4- Evet; onun parmak uçlarını dahi derleyip-(yeniden) düzene koymaya güç yetirenleriz.

5- Ancak insan, önündeki (sonsuz geleceği)ni de 'fücurla sürdürmek ister.'

6- "Kıyamet günü ne zamanmış" diye sorar.

7- Ama göz 'kamaşıp da kaydığı,'

8- Ay karardığı,

9- Güneş ve ay birleştirildiği zaman;

10- İnsan o gün: "Kaçış nereye?" der.

11- Hayır, sığınacak herhangi bir yer yok.

12- O gün, 'sonunda varılıp karar kılınacak yer (müstakar)' yalnızca Rabbinin katıdır.

13- İnsana o gün, önceden takdim ettikleri ve erteledikleri şeylerle haber verilir.

14- Hayır; insan, kendi nefsine karşı bir basirettir.

15- Kendi mazeretlerini ortaya atsa bile.

16- Onu (Kur'an'ı, kavrayıp belletmek için) aceleye kapılıp dilini onunla hareket ettirip-durma.

17- Şüphesiz, onu (kalbinde) toplamak ve onu (sana) okutmak Bize ait (bir iş)tir.

18- Şu halde, Biz onu okuduğumuz zaman, sen de onun okunuşunu izle.

19- Sonra muhakkak onu açıklamak Bize ait (bir iş)tir.

20- Hayır; siz çarçabuk geçmekte olanı (dünyayı) seviyorsunuz.

21- Ve ahireti terk edip-bırakıyorsunuz.

22- O gün yüzler ışıl ışıl parlar.

23- Rablerine bakıp-durur.

24- O gün, öyle yüzler vardır ki kararmış-ekşimiştir.

25- Kendisine, beli büken işlerin yapılacağını anlamaktadır.

26- Hayır; can, köprücük kemiğine gelip dayandığı zaman,

27- "Son müdahaleyi yapacak kim" denir.

28- Artık gerçekten, kendisi de bir ayrılık olduğunu anlamıştır.

29- (Ölüm korkusundan) Ayaklar birbirine dolaştığında;

30- O gün sevk, yalnızca Rabbinedir.

31- Fakat o, ne doğrulamış ne de namaz kılmıştı.

32- Ancak o, yalanlamış ve yüz çevirmişti.

33- Sonra çalım satarak yakınlarına gitmişti.

34- Sen buna müstahaksın, dahasına müstahaksın.

35- Yine müstahaksın, dahasına da müstahaksın.

36- İnsan, 'kendi başına ve sorumsuz' bırakılacağını mı sanıyor?

37- Kendisi, akıtılan meniden bir damla su değil miydi?

38- Sonra bir alak (embriyo) oldu, derken (Allah, onu) yarattı ve bir 'düzen içinde biçim verdi.'

39- Böylece ondan, erkek ve dişi olmak üzere çift kıldı.

40- (Öyleyse Allah,) Ölüleri diriltmeye güç yetiren değil midir?

20 Ocak 2008 Pazar

TEMİZLİĞE VERİLEN ÖNEM


Elbiseni temizle.
Pislikten kaçınıp-uzaklaş.
(Müddesir Suresi, 4,5)


Hani Evi (Ka'be’yi) insanlar için bir toplanma ve güvenlik yeri kılmıştık. "İbrahim'in makamını namaz yeri edinin", İbrahim ve İsmail'e de, "Evimi, tavaf edenler, itikafa çekilenler ve rüku ve secde edenler için temizleyin" diye ahid verdik.
(Bakara Suresi, 125)


Ey insanlar, yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yiyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Gerçekte o, sizin için apaçık bir düşmandır.
(Bakara Suresi, 168)
ALLAH'IN DESTEĞİ DAİMA MÜMİNLERLEDİR


Siz Ona (Peygambere) yardım etmezseniz, Allah Ona yardım etmiştir. Hani kafirler ikiden biri olarak Onu (Mekke'den) çıkarmışlardı; ikisi mağarada olduklarında arkadaşına şöyle diyordu: "Hüzne kapılma, elbette Allah bizimle beraberdir." Böylece Allah Ona 'huzur ve güvenlik duygusunu' indirmişti, Onu sizin görmediğiniz ordularla desteklemiş, inkar edenlerin de kelimesini (inkar çağrılarını) alçaltmıştı. Oysa Allah'ın kelimesi, Yüce olandır. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
(Tevbe Suresi, 40)


Onlara yardım ettik, böylece üstün gelenler oldular.
(Saffat Suresi, 116)


Hiç şüphesiz, benim velim kitabı indiren Allah'tır ve O salihlerin koruyuculuğunu (veliliğini) yapıyor.
(Araf Suresi, 196)
BARIŞTIRICI ve UZLAŞTIRICI OLMAK


Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah'tan korkup-sakının; umulur ki esirgenirsiniz.
(Hucurat Suresi, 10)


Onların 'gizlice söyleşmelerinin' çoğunda hayır yok. Ancak bir sadaka vermeyi veya iyilikte bulunmayı ya da insanların arasını düzeltmeyi emredenlerinki başka. Kim Allah'ın rızasını isteyerek böyle yaparsa, artık ona büyük bir ecir vereceğiz.
(Nisa Suresi, 114)
GERÇEK İMANA SAHİP OLANLAR ÇOK AZDIR


Sen şiddetle arzu etsen bile, insanların çoğu iman edecek değildir.
(Yusuf Suresi, 103)


Elif, Lam, Mim, Ra. Bunlar Kitab'ın ayetleridir. Ve sana Rabbinden indirilen haktır. Ancak insanların çoğu iman etmezler.
(Rad Suresi, 1)


Onların çoğu Allah'a iman etmezler de ancak şirk katıp-dururlar.
(usuf Suresi, 106)


Öyleyse sen yüzünü Allah'ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah'ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah'ın yaratışı için hiçbir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanların çoğu bilmezler.
(Rum Suresi, 30)
İTAATİN ÖNEMİ


Allah ve Resûlü, bir işe hükmettiği zaman, mü'min bir erkek ve mü'min bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resûlü’ne isyan ederse, artık gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır.
(Ahzap Suresi, 36)


Ey iman edenler, Allah'a itaat edin; elçiye itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah'a ve elçisine döndürün. Şayet Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız. Bu, hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir.
(Nisa Suresi, 59)
BİRLİK OLUP HAK ARAMAK


Ve haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır.
(Şura Suresi, 39)
İSTİŞARENİN ÖNEMİ


Rablerine icabet edenler, namazı dosdoğru kılanlar, işleri kendi aralarında şura ile olanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak edenler,
(Şura Suresi, 38)
GECE İBADETİ


Gece-boyunca da pek az uyurlardı.
Onlar, seher vakitlerinde istiğfar ederlerdi.
(Zariyat Suresi, 17,18)
MÜCADELE İÇİN HAZIRLIK YAPMAK


Eğer (savaşa) çıkmak isteselerdi, herhalde ona bir hazırlık yaparlardı. Ancak Allah, (savaşa) gönderilmelerini çirkin gördü de ayaklarını doladı ve; "(Onlara) Siz de oturanlarla birlikte oturun" denildi.
(Tevbe Suresi, 46)


Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve besili atlar hazırlayın. Bununla, Allah'ın düşmanı ve sizin düşmanınızı ve bunların dışında sizin bilmeyip Allah'ın bildiği diğer (düşmanları) korkutup-caydırasınız. Allah yolunda her ne infak ederseniz, size 'eksiksiz olarak ödenir' ve siz haksızlığa uğratılmazsınız.
(Enfal Suresi, 60)
BİLGİ SAHİBİ OLUNMAYAN KONULARDA KONUŞMAMAK


İşte sizler böylesiniz; (diyelim ki) hakkında bilginiz olan şeyde tartıştınız, ama hiç bilginiz olmayan bir konuda ne diye tartışıp-duruyorsunuz? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz.
(Al-i İmran Suresi, 66)

Bu konuda ne kendilerinin, ne atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne (kadar da) büyük. Onlar yalandan başkasını söylemiyorlar.
(Kehf Suresi, 5)


İnsanlardan kimi, hiçbir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı kitabı olmaksızın Allah hakkında tartışır-durur.
(Hac Suresi, 8)
MÜMİNLERE VE İNKARCILARA KARŞI OLMASI GEREKEN TAVIR


Muhammed, Allah'ın elçisidir. Ve onunla birlikte olanlar da kafirlere karşı zorlu, kendi aralarında ise merhametlidirler....
(Fetih Suresi, 29)


Onlarla çarpışınız. Allah, onları sizin ellerinizle azaplandırsın, hor ve aşağılık kılsın ve onlara karşı size zafer versin, mü'minler topluluğunun göğsünü şifaya kavuştursun.
(Tevbe Suresi, 14)


Ey Peygamber, kafirlerle ve münafıklarla cihad et ve onlara karşı sert ve caydırıcı davran. Onların barınma yerleri cehennemdir, ne kötü bir yataktır o!..
(Tevbe Suresi, 73)
CİMRİ OLMAMAK


Şimdi, o yüz çevireni gördün mü?
Azıcık verdi ve gerisini kaya gibi sımsıkı elinde tuttu.
(Necm Suresi, 33,34)


Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: "Onlarda hem büyük günah, hem insanlar için (bazı) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından daha büyüktür." Ve sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: "İhtiyaçtan artakalanı." Böylece Allah, size ayetlerini açıklar; umulur ki düşünürsünüz;
(Bakara Suresi, 219)


Arkadan çekiştirip duran, kaş göz hareketleriyle alay eden her kişinin vay haline;
Ki o, mal yığıp biriktiren ve onu saydıkça sayandır.
Gerçekten malının kendisini ebedi kılacağını sanıyor.
Hayır; andolsun o, 'hutame'ye atılacaktır.
"Hutame"nin ne olduğunu sana bildiren nedir?
Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir.
Ki o, yüreklerin üstüne tırmanıp çıkar.
O, onların üzerine kilitlenecektir;
(Kendileri de) Dikilip-yükseltilmiş sütunlarda (bağlanacaklardır).
(Hümeze Suresi)
ÖZÜR OLMAKSIZIN OTURMAMAK


Mü'minlerden, özür olmaksızın oturanlar ile, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır. Tümüne güzelliği (cenneti) va'detmiştir; ancak Allah, cihad edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün kılmıştır.
(Nisa Suresi, 95)
ALLAH'I ANMAKTA GEVŞEKLİK GÖSTERMEMEK


Kendileri Allah'ı unutmuş, böylece O da onlara kendi nefislerini unutturmuş olanlar gibi olmayın. İşte onlar, fasık olanların ta kendileridir.
(Haşr Suresi, 19)


"Sen ve kardeşin ayetlerimle gidin ve Beni zikretmede gevşek davranmayın.
(Taha Suresi, 42)


Gerçek şu ki, münafıklar (sözde), Allah'ı aldatmaktadırlar. Oysa O, onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman, isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı ancak çok az anarlar.
(Nisa Suresi, 142)
SÜREKLİ ALLAH'I ANMAK


Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru."
(Al-i İmran Suresi, 191)

Rabbini, sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Gaflete kapılanlardan olma.

(Araf Suresi, 205)
Sana Kitap'tan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, çirkin utanmazlıklar (fahşa)dan ve kötülüklerden alıkoyar. Allah'ı zikretmek ise muhakkak en büyük (ibadet)tür. Allah, yaptıklarınızı bilir.
(Ankebut Suresi, 45)
MÜMİNLER CESUR VE KARARLIDIR


Onların yürüyecek ayakları var mı? Ya da tutacakları elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var? Yoksa işitecek kulakları mı var? De ki: "Ortak koştuklarınızı çağırın, sonra bir düzen (tuzak) kurun da bana göz bile açtırmayın."
(Araf Suresi, 195)



De ki: "Herkes gözetlemektedir; siz de gözleyip durun. Sonunda, dümdüz (dosdoğru) yolun sahipleri kimlermiş ve doğru yola ulaşan kimlermiş, pek yakında öğreneceksiniz."
(Taha Suresi, 135)


İman etmeyenlere de ki: "Yapabileceğinizi yapın; elbette biz de yapacağız."
(Hud Suresi, 121)
FEDAKARLIK


Kendilerinden önce o yurdu (Medine'yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin 'cimri ve bencil tutkularından' korunmuşsa, işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır.
(Haşr Suresi, 9)


Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir.
(Al-i İmran Suresi, 92)


Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler.
(İnsan Suresi, 8)
SABRETMEK

Andolsun, mallarınızla ve canlarınızla imtihan edileceksiniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız (bu) emirlere olan azimdendir.
(Al-i İmran Suresi, 186)


Onlar sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir.
(Nahl Suresi, 42)


Öyleyse sen sabret; şüphesiz Allah'ın va'di haktır; kesin bilgiyle inanmayanlar sakın seni telaşa kaptırıp-hafifliğe (veya gevşekliğe) sürüklemesinler.
(Rum Suresi, 60)